Pazartesi, Aralık 05, 2011

bu evrendeki sözler'im



*bana bir kadeh şarap ver üstat. zira içimdeki sızıların sahibi anılar DNA testinde %100 bana ait çıktı...
*kumbaramı açtım ve gördüm ki tüm biriktirdiğim senden ibaretmiş bozuklu beş on yaşamdan başka...
*hayalini çiz dediler, çizdim. ortaya silik bir SEN çıktı... 
*beklentiler insanı korkudan öldürür...
*hayatı sadece dikiz aynasına bakarak yaşarsan mutlaka bir KAZA yaparsın...
*bu dünyanın senaryo yazarını bilen varsa bana söylesin onun kim olduğunu. bi sormam lazım kendisine bu kadar karaktersiz karakteri ve ucuzu nereden bulduğunu...???
*eşeğe altın semer de vursan eşek yine eşektir... bazılarınınsa bunun için semere ihtiyacı yoktur...
*sakın sevme beni; ısınırsam, YOK olurum...
*anılarım yıpranmış.onların restorasyonu süresince çevreye vereceğim zarar için şimdiden PARDON...
*sokak lambaları söndüğünde güneş sızar caddelere...
*hayat senden özür diliyorum. bir daha olsa YİNE yaparım...:)
*kambur dünya esmeralda'n nerede...?
*akşamın rengine bürünmüş sahtelikler, şimdi gerçek gibi gözükmekte gözüme...
*eskimiş sizin dürüstlüğünüz yalanlarla delik deşik olmuş...
*ayağıma kadar gelmiş yalnızlığa gelişine vurdum...
*kurşun döktürmek gerek kış güneşine...
*ateş almaya gelmişsin gibi git, ellerin yansın...
*ne güzel bir dünya; tüm ruhlar etrafımda taşeron insanlık yapmakta...
*biriktirme hastalığına tutulmuş gibiyim, ayak izlerini topluyorum sokaklarda. ben seni takip etmişim sen başkasını, bambaşka kavşaklarda...
*millet; 3 yanlıştan sonra giden 1 doğruya yanarken, ben o doğru ile çoktan vedalaşıp bir 3 yanlış daha yapma peşindeyim...
*bir sen kalmışsın o limanda bekleyen, içinde doğum sancıları. yüreğin on santim açılmış lakin akamıyor gözyaşların gözünden... 
*kelimelerime anlam yüklerken hep sende takılıyor ve ben yine baştan alıyorum kendimi... 
*susarsan üşürsün ve hiçbir yakarış ısıtmaz sonra seni, haberin olsun... 
 *cehaletin türkçe karşılığı özgürlük olmuş ve biz de bunu cümle içinde kullanıp onu kendimize hayat yapmışız...
* biraz daha dayan yüreğim atlas vazgeçmek üzere hepimizi sırtından atacak...
*hayatımda vazgeçtiklerim var; bir de sabrettiklerim sen sınırını biliyorsan sorun yok...
*sana gelirken yollara döktüğüm çakıl taşları kaybolmuş, ben kendime nasıl geleceğim şimdi...
*bahara döndü mevsim, sen hala bana dönmedin...
*bu yağmur içime yağmakta tüm saçaklarım tıkabasa anı dolu kendimden kaçacak bir yer YOK ...
*öyle bir ayna bul ki seni değil noksanlarını sana göstersin.
*zaman için kalifiye asgari süreli aşımlar arıyoruz lakin hatıra için defter eksiğimiz var. . . 
*canım burnuma taşınma kararı aldı çevreye zarar veririm hiç acımam. . .

*hayatımızın sessiz anlarında bu kadar hain olmak ve avazımızın çıktığı kadar uyumak olmaz ki...

*midem karıştı, aklım bulanmakta ve sanırım ben yeni düşüncelere gebeyim... 
*aklımın balkonundan atlasam diyorum şöyle aniden, direk kalbe çakılır mıyım ki? o an aklım yüreğime gelir mi ki ,başıma gelmediğine göre???  
*can çıkmadan vücuda entegre huyun çıkarılması için genel cerrahi dalında yeni bir ihtiras alanı açılmış hadi hayırlısı. . . 
*unutmak güzeldir yoksa hayatı nasıl devam ettirirdik? bunu kafa iyiyken yazıyorum yarın çok farklı düşünebilirim takılmayın. . . :)
*gurur dediğin şey apandis gibi esasen,normalde pek işe yaramıyor ama bir alevlenirse seni öldürebiliyor...
*ey hayat teneffüsün ne zaman beh, benim bir nefes almam lazım...
*içim düşüm her yer sen.ne uyanık kalabiliyorum ne de uykuya dalabiliyorum iyi mi... 
*aslında kızmam gereken noktada kahkaha atmaya başlamışsam ben, senin gitmek için yaklaşık 5 dakikan var demektir...
*bugün geriye gittim zamanda ve sana rastgeldim yine ve sen yine benim canımı ellerine aldın sıktın da sıktın... 

*bak EYLÜL her yıl aynı şeyi yaşıyoruz, sen geliyorsun ve hayatımın altını üstüne çeviriyorsun. tamam anlıyorum biraz seni ama bu yıl yüreğime dokunma bari...

*unutmuşum geçen yıllardaki entrikalariını koymuşum onları anılarin içine antika niyetine eyy hayat... 






 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder