Cumartesi, Temmuz 24, 2010

anlamsız...

bir elimde denizfeneri bir elimde masal
gelmeyeceğin vakti bekledim buluşmayacağımız yerde
insanlar bilmezce baktılar denizfenerime
onlara söylemedim ne olduğunu
gizledim ışığını
kulaklarını dayadılar elimdeki masala
ben anlatmadım onlara
ilk sen uyu diye bu masalla

beş dakika var gelmemene
beş dakika sonra bırakacağım
yanıbaşımdaki ağacın dalına deniz fenerimi
yaprağına da yazacağım masalı
sonra da buluşmayacağımız bu yerden ayrılacağım gerçeğe
o ağaca bırakarak denizfeneriyle masalı

yedi dakika kaldı gelmemene
bir araba daha geçti bir öncekinin arkasından
karşı kaldırımda simit satan çocuk denizfenerimi gördü
kahkahalarıyla güldü
yaşlı bir dede masalıma dokundu
kaçtım o an ihtiyarın yanından, gelmeyeceğin yerin
iki adım ötesine
sensizliğin bir adım daha yanına

oniki dakika kaldı gelmemene
bir karga kondu oturduğum bankın yanındakine
ağzında birseyler geveleyerek bana
uçup gitti yağmur damlalarıyla
gelmeyeceğini söyledi galiba
"ben bunu zaten biliyorum" diyecek oldum
çoktan griye karisip gitmişti
hiç konuşmadan sustum

yirmibir dakika kaldı gelmemene
buluşmayacağımız an gittikçe yaklaşıyor
beklemekten sıkılmıyorum
zaman da bundan haberli sanırım
çünkü şu an gelmemene
tam yirmisekiz dakika kaldi
ben yorgun
denizfenerini ve masalı bırakmaktansa ağaca
koyup beyaz bir zarfa
martı' mla gondermek istedim sana
ama taşıyamadı kanadı ağır geldi anlamı

ben yorgun
zaman anlamsız
ve şimdi
senle buluşmaya bir HİÇ kaldı...

08.06.1997
sabriye miray köroğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder