Cuma, Temmuz 23, 2010

sonbahar

sapsari bir sayfadir güz, yıllarin mevsim kitabinda. gunes avuclariyla kendini, rengini sunmustur ona. bu yuzden farklidir diger tum mevsimlerden ayricaliklidir o.

tuval yapip penceleri kendine, oyle bir resim cizer ki paletinden damlayan renklerle, en oaha biçilmezler eskizlesir onunlar. hicbir sairin kalemine sigmayacak siirleri yazar sevgiye, butun notalarin yaninda fakir kaldigi rapsodisi esliginde. kuslar bu rapsodiye sakiyip, ayiciklarla beraber lapa lapa yagan yapraklarin altinda dans ederler.

akcaagac, sonbahar balosu icin yesillerini cikarir ve yepisyeni sarilarini bezenir ozenle. laf aramizda diger agaclar da catlarlar kiskancliktan; onu boyle, goz alici sari bir elbisenin icinde gorunce. hic vakit kaybetmeden onlar da edinir bir tane akcaagacin bu guzelim elbisesinden.

bir cam agaci ve akrabalari bu konuda hep gecikir ve giyemez hicbir sonbahar sari gelinligi. bu yuzden hep yesildirler, fakat guzellik hep yapraklarinda kuşanıktir dort mevsim. ne kar ne de sert ruzgar alabilir yesili onlardan.

sonbahar balosunun butun hazirliklari tamam gibi oldugunda, bulutlar konfetileri ile ruzgarsa uzaklardan getirdigi ozlemle katilir baloya. sonra da balonun gozbebegi sonbahar; elinde tasidigi resim, dilinde sari renkli bir sevgi ve kulaklarimizi oksayan bir ezgiyle - sonabahar rapsodisiyle - girer balo salonundan iceri.

iste; benim tek sevdalim sobahar. gozum pencerede, kulaklarim uzaklarda, sabrin artik yetmedigi bir heyecanla beklerim onu her yil bu zamanlar. bu yuzdendir huzunlu halim ve yaza soguklugum. ben BAHAR cocuguyum.
sabriye miray köroğlu
21.07.1996

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder