Sabahları uyandığımda gece gitmiş oluyor şu sıralar sokaklardan.Oysa ben bir süredir hep geceye uyanıyordum. Karanlık henüz güneşe boyanmaya başlamadan kalkıyordum yataktan. Güz geleli beri ve konfetilerini dökmeye başlayalı ağaçlar, uykum beni kandırmaz oldu. Yatak daha bir sıkı sarılmakta bana.
Hafta sonu geldiğinde dışarı kendini atan ben şu sıralar evden hatta odamdan çıkmaz oldum.
Eylül geldiğinde benim içimde birşeyler yer değiştirir. Taşınma izleri canımı acıtır. Üstünü örttüğüm ne varsa tozlu örtülerini üzerime atar. Ben de inadım inat giderim hepsinin üstüne ama bu sene biraz daha güçsüz biraz daha yaşlıyım. Her sene daha zor geliyor bana içimdeki bu güz temizliği. Çünkü geçmişin tozları gözüme kaçıyor, geleceğe ayırdığım yerlere ,sandıklara koyduğum sarı anılar yerleşiyorlar.Neden her güz bunu bana yapıyorlar ???
Biliyorum ki dikiz aynasına arada bir bakmam gerek sürdürebilmem için yaşamı fakat şu sıralar bu biraz zor be...Kafamın allak bullaklığı işime de yansımış durumda. Sabahları kalkamadığım yataktan işe hazırlanmak öyle zor geliyor ki... Aynı şey özel yaşantımda da geçerli. Birşeyleri yapmak istemiyorum. Örneğin şu sıralar yalnız kalmak ve sessizlik istiyorum. İşyerinin eblek stresini, zoraki gülüşleri, anlamsız maskeleri istemiyorum. Anlaşılmak gibi bir derdim yok ama anlamak da istemiyorum kimseyi...
Bütün bu istememe durumları söz konusu olduğunda, çekilmez biri olduğumun farkındayım. Hırçınlığımı üretemememe, konuşamamamı da aslında sessiz kalmak istememe bağlıyorum.
Beni tanıyan dostlarım birbir beni aramaktalar. Biliyorlar ki ekimdeyiz biliyorlar ki GÜZ' deyiz. Zannedersem izin alacağım. Çünkü dostlarim da dahil olamak üzere kimseyle olacak halim yok. Bir de geçmişten gelen bir mektup var ki...
6 yılı tükettiğim bir insanın bana yazdıkları da güz kadar sorumlu bu durumumdan.Neyse ben bencil, sürekli mutsuz, mutlu edemeyen, tatmin edilmeyen doyumsuz bir insanım...O' na göre. Bunları yazan da bir zamanlar benim beraber olduğum insan...İlişkimizi süründürüp bitirdiğimiz ve aslında sadece sevginin yeterli olamayacağı dersini aldığımız şu yaşamda benle olan bağını bu şekilde koparıp giden ve değer verdiğim bir insan. ( Ben ayrıldığım kişilerle arkadaş kalmışımdır çünkü onlarla önce arkadaş olmuşumdur.)
Bana zamanında değer verdiğini hatta sevdiğini söyleyen bir kişi beni bu şekilde itham edebiliyor. Nasıl olabilir'i düşünmekten kaç gecedir kabuslar görüyorum.
Aslında "beklentiler insanı korkudan öldürür" gibi bir felsefeye sahibim. Ama bu konuda zayıf kaldığım insanlar olabiliyor. Bu kişi de onlardan biri. Kimseye birşeyler kanıtlamak zorunda değilim. Aslına bakarsan "ben istemediğim sürece bana kimse gerçekten zarar veremez" diye de düşünen ben bu uzuuuun mektuptan gerçekten zarar gördüm.
Sadece bir akşam önce "nihayet askere gidecek" diye görüştüğüm bu kişi bana kendime iyi bakmamı üzülmemi asla istemediğini yazan kişi, nasıl olur da o kelimeleri bana saplayabilir nasıl???
Aslında bir aşk serüveniydi ve bir aşk ancak siz onu yaşarsanız biterdi...BİTTİ.
sBrY-1998
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder